Kadının adı yine Kadın…

Mart ayı ile birlikte, doğa yine şenlendi. Bademler çiçek açtı. Koyunlar kuzuladı, kuzular meleşti. Tarlaları, kırları, yol kenarlarını süsleyen papatyalar doğayı taçlandırdı. Dünya ana, toprak ana yine doğamızı şenlendirdi.  Yaşama sevincimize neşe ve sevinç katmaya devam ediyor.
Doğa bu kadar cömertte, biz erkek egemen dünyalılar, kadınımıza, kadınlarımıza karşı hâlâ duyarsız, hâlâ ilgisiziz. 8 Mart nedeniyle Türkiye’de ve Dünya’da kadın sorunları, kadın statüsünün geldiği nokta çeşitli yazılarda, röportajlarda, platformlarda tartışmaya açılacak, konuşulacak. Diziler, haberler, istatistikler kadınımızın bir adım daha iyi yerlere geleceğine, iki adım daha da kötüye gittiği gerçeğini ortaya koyacak. Hani, 2000 yılında Türk kadının %100’ü okuryazar olacaktı, bugün 8 milyon kadınımız okuma yazma bilmiyor. Bugün, evet 2008 yılında, 640.000 kız çocuğu maalesef okula gitmiyor, gönderilmiyor. Sadece  %26 oranında kadınımıza istihdam sağlamışken, %73 kadın ne siyasette, ne sosyal yaşamda, nede istihdamda yer alıyor. Evinde kuzu kuzu! oturuyor. Ama her gün bir kadın ya töre, ya namus, ya da aile içi şiddeti nedeniyle yaşamını yitiriyor.
Avrupa Birliğine gireceğiz diye kadın ile ilgili pek çok yasalar ve yönetmelikler çıkarıldı. Yapılacak, çıkarılacak yasa ve yönetmelik hemen hemen hiç kalmadı gibi.  1 Mart 2008 tarihinde de“Ailenin Korunmasına Dair Yasanın Uygulanması Hakkında Yönetmelik” yayınlandı. Gün geçtikçe artan aile içi şiddet, töre cinayetleri, gizli intihar olayları azalabilecek mi?.  Göstermelik Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı ile, uygulanmayan yönetmeliklerle, hele bireysel özgürlük adına çıkarılan Türban yasalarıyla “Kadının adı yine Kadın” kalmaya devam edecek.
Siyasette, eğitimde, istihdamda Kadınımızın hak ettiği yeri alması için, Kurucu Meclis, TBMM’in 3 Mart 1924 tarihinde; Din İşleri ve Vakıflar Bakanlığının Kaldırılması, Öğretim Birliği ve Halifeliğin Kaldırılması olarak bilinen Üç Devrim yasası ile hız kazanan “Aydınlanma Devrimlerinin” günümüzde de sürdürülmesi, bir seferberlik inancı ve direnci ile aşılabilir.

Kadın sağlığı konularında hastalarımızı ve halkımızı bilgilendirmeye çalışan İrenbe Dergisi bu sayısında da “kadınımızın acılarını ve sıkıntılarını” paylaşmaya devam ediyoruz.  Dergimizin Yayın Kurulu Üyesi Dr Özlem Kekeç’in,  Ege üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi (EKAM) Müdürü Sayın Prof Dr Nurselen Toygar ile “Kadın Cephesinde Yeni Bir şey Yok” başlıklı söyleşisini içiniz burkularak okuyacaksınız. Ayrıca son çıkan yönetmeliğin dayandığı 2006 yılında yayınlanan Kanun ile ilgili Av. Bilge Solak’ın “Kadına Yönelik Şiddet, Aile içi Şiddet ve Ailenin Korunmasına dair Kanun” yazısı da ilginizi çekecektir.

Kadın Sağlığına 54 yıl hizmet vermiş, yöneticilik, hocalık yapmış, Kadın Hastalıkları ve Doğum alanında Duayen Prof Dr Mustafa Eminoğlu ile söyleşimizde günümüz Sağlık Sistemini de sorguladık.

Birbirinden güzel o kadar çok yazı geldi ki yazarlarımıza candan teşekkür ediyorum.  Bu sayımıza alabildiğimiz ve ilgi ile okuyacağınız yazılardan bazıları; Psikolog Dr Linda Fraim “Çocuğun Kişilik Gelişiminde Anne ve Babanın Önemi”, Alternatif Tıp ile ilgili iki yazı; Dr Murat Baş’ın “Meme Kanserinde Alternatif Tedavi yaklaşımları”, Dr Bülent Uran’ın “ İçerden İyileşmek” yazıları ile farklılık getiriyorlar sağlığa.  Sizleri yakından ilgilendiren Kadın Sağlığı, Gebelik, İnfertilite, Çocuk Sağlığı ile ilgili yazılarımızla hem bilgilenecek, hem de aklınıza takılan bazı sorulara yanıt bulacaksınız.
Sanatın Egeli doğuşu ile ilgili “Bölgedeşimiz Sanat” yazısı ile Prof Dr Şadan Gökovalı sanki bize “nerede yaşıyoruz da farkında mısınız?” diye soruyor..

8 Mart kadınlar günü ve 14 Mart tıp bayramınızı kutlarken, daha nice yeni sayılarda buluşmak dileğiyle, yaşamınız bahar kadar üretken, bahar kadar genç ve dinç olsun.

Prof Dr Nurettin Demir,

İrenbe Dergi
02.03.08

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.